Güneş gülen yüzünü fazlaca hissettirmeye başladığında hem tatil planları yapıp denize girmek için heyecanlanırız. Hem de güneşin zararlı ışınlarından cildimizi korumak adına mücadele yolları aramaya başlarız.

Arkadaşımızla sohbet ederken “kanka yaz gelse de denize girsek” cümlesini kurmayanımız yoktur. Bu cümle hayatımızın bir parçası klişeleşmiş bir cümledir. Deniz, kumsal, yaz, güneş, romantizm ve köy evimiz özlemini çektiğimiz yerlerdir.

Birde asker arkadaşı gibi veya iş arkadaşımız gibi yaz arkadaşlarımız oluşur. Oturduğumuz şehir aynıysa kışında görüşelim muhabbeti yapılır.

Heyecanla yaz tatili hazırlıkları yapılırken her valizin içerisinde olmaz olmazımız güneş kremimizdir. Kış bitmiş, sonbahar geçmiş ve güneşin o gerçek yüzünü görme vakti gelmiştir. İşte bundan dolayı güneş kremimizi çok iyi seçmemiz gerektiğinin altını çizerim.

Buradan hareketle güneş kremimi sürdüm 24 saat koruma yapacak diye beklemeyin günde en az 2 defa güneş kreminizi sürmeye özen gösterin, hele de cildiniz çok hassasa işte o zaman bu sayıyı arttırabilirsiniz.

Farklı bir bakış akışı yakalayıp oradan hareket edecek olursak kafamızdaki denize girmeden önce güneşin zararlı ışınlarından korunmak için güneş kremimi sürer denize girerim tabusunu yıkıp gün içerinde ve evden çıkmadan öncede güneş kremimi sürerim mantalitesini kafamıza yerleştirmemiz cildimiz açısından daha faydalı olacaktır.

 

Çünkü normal yaşam sürecimizde günlük hayatımızda güneşin zararlı ışınlarına maruz kalarak cildimiz nasibini almaktadır.

Güneşin zararlı ışınları cildimizin derinliklerine kadar nüfuz edebilme özelliğinden dolayı kolajenin eksilmesine ve ciltte hücrelerin hasar görmesine sebep olabilirler. Ayrıca UV ışınlarına fazla maruz kalmak, melanin pigmentinin yığılmasına sebebiyet vereceğinden ciltte çillerin oluşmasına neden olabilirler.

İhtiyacımız olan D vitaminini sadece UV güneş ışınları üretmektedir. Sadece bumu Bağışıklık sistemimizi güneş ışınları ile güçlendirebiliriz. Psikolojimizi de pozitif doğrultuda etkilediği bilim adamlarınca ortaya konulmuştur.

Güneş kor ateş gibidir. Eline aldığında yakar, uzak durduğunda üşütür. Ondan dolayı güneşi akıllı ve yeterli miktarda kullanmamız gerekmektedir.

Güneşe meydan okumaya ne dersiniz!

Güneşin zararlı ışınları güneş yanıklarının olmasına sebebiyet verir. Bu olumsuzluktan uzak durmak için bazı ciltler çok büyük mücadele vermektedir. Ciltlerin zarar görmesi sadece yaz mevsimine özgü değildir. Kışında cildimiz güneşin zararlı ışınlarından nasibini alıp zarar görebilir. Yaz, kış cildimizi sağlama almak için sabahları evden çıkmadan önce koruyucu güneş kremlerini yüze kullanmamız güneşe meydan okuyacaktır. Güneşten istediğiniz faydayı alıp, zararlıları bırakmak için doğru güneş kremini kullanmanız şarttır.

İşte bu doğrultuda tabiri caizse güneşe meydan okuyacak tek üründe doğallığı ön plana koyan Acvit Güneş Kremidir.

 “Güneş girmeyen eve doktor girer” atasözümüz ne kadar yerinde ve isabetli ise de güneşin zararlı ışınları da bilhassa hassas ve beyaz ciltlere zararlıdır. Onun için UV şemsiyeniz çok kapsamlı Acvit Güneş Kremini rahatlıkla kullanmanızı doktorlar, dermotologlar ve güzellik uzmanları önermektedir.

Güneş bir öcü değildir. Ondan çekinmenize gerek yok. O’nu sevmeniz ve onla sıkı fıkı arkadaş olmanız için Acvit Güneş Kremi yeterli olacaktır.